Hafıza | Dünya'dan En Yeni Teknoloji ve Donanım Haberleri

SSD Diskler

Filed Under (Donanım Testleri) by admin on 13-08-2008

Tagged Under : , , , , , , ,

Mekanik parçalardan oluşan sabit diskler yerlerini Katı Hal Diskleri olarak bilinen SSD’lere bırakıyor. Flash belleklerle benzer prensipte hazırlanan bu ürünleri sabit disklerle kıyaslayarak test ettik.

Bildiğimiz anlamdaki sabit disklerin ömrünün sonuna yaklaşıyoruz. Seri ATA arabirimin sağladığı yüksek hızı şu andaki ürünler karşılasa da, bir sonraki nesilde bunu sağlamakta yetersiz kalacaktır. Üreticiler şimdiden disk, okuma-yazma kafası gibi oynar parçalardan oluşan sabit disklerin yerine koyacak ürünleri buldular.

Yaygınlaşmaları sayesinde kaliteleri artan flash bellekler, artık birkaç GB’lık taşınabilir kapasitelerin yanında, bir bilgisayarın tüm depolama ihtiyacını karşılayacak seviyeye eriştiler. Düşük erişim süreleriyle genel kullanım performansında başarılı olan bu ürünler, eskisi gibi okuma ve yazma hızlarında ağır kalmıyorlar. Böylece sistem içinde kullanım için hiçbir problem kalmıyor.

Nasıl Çalışır ?

Bu ürünler okuma yazma kafası, disk gibi parçalar kullanmıyor, flash belleklere benzetilseler de bazı temel farklılıklar taşıyorlar. SSD içerisinde NAND flash ve DRAM bellek yer alıyor. DRAM’e hızla yayılan veriler, tampon bellek gibi kullanılan bu alan sayesinde hızla kalıcı belleğe aktarılabiliyor. Belirli bir elektrik akımı uygulanarak veriler 0 ve 1 şeklinde hafızaya kaydediliyor. Geleneksel sabit disklerde bu iş biraz daha farklı yürüyor. Şöyle ki, kafanın disk yüzeyine temas etmeden elektrik akımıyla bir manyetik alan oluşturulması gerekiyor. Kafanın ve diskin hareketleriyle farklı yüzeylerdeki verilere erişilebiliyor. Bu da saniyenin binde biri düzeyinde bile olsa bir zaman kaybı yaratıyor. Dolayısıyla SSD diskler veriye ilk erişim açısından büyük avantaja sahip.

Seri ATA’nın birinci neslini destekleyen SSD ürünler 8-32 GB kapasiteye sahipti ve fiyatları binlerce doları buluyordu. Daha sonra üreticilerin sayısı çoğaldı ve şu an PC’lerde kullanılan ikinci nesil SATA arabirimli ürünler, nispeten düşük fiyatlarla satışa sunuldu. Piyasadaki bazı dizüstü bilgisayarlarda kullanılan SSD’lerin performans açısından neler getirdiğini görmek için de, bize bu ürünleri test etmek düştü.

4 adet SSD’yi tek başına test etmek yerine, geçtiğimiz ay test ettiğimiz Western Digital’in ve SSD’lerden Imation’ın ürününü RAID 0 ile birleştirdik. Anakarttaki RAID 0 desteği, iki tane aynı marka ve model sabit diskin okuma ve yazma işlerinde aynı anda kullanılarak kapasitenin ve performansın artırılmasını sağlıyor. Böylece disklerin ulaşabilecekleri tepe performansı da göz önüne serdik.

Elimizdeki ürünler, Samsung’un iki farklı üretim neslini içeriyor. Bunlardan ilki farklı üretim neslini içeriyor. Bunlardan ilki Samsung’un kendi markasıyla ürettiği ürün, diğerleri ise OCZ tarafından kullanılıyor. Samsung’un dışında bir üreticinin ürünleri daha teste katılıyor. Imation, MTRON’un 7000 Pro SSD teknolojisini kullanıyor.

Teknik Açıdan SSD Üstün

Bu ürünlerde yüksek kaliteli flash bellek modülleri kullanıldığından, birçok açıdan geleneksel sabit disklerden üstün teknik özellikler taşıyorlar. Bunların başında şok dayanıklılığı geliyor. Çalışırken 30 G, çalışmadığında ise 250 G şok korumasına sahip sabit disklerin yanında, 1500 G’ye kadar dayanabilen SSD’ler gerek taşınabilir disk, gerek dizüstü depolama birimi olarak kullanmak için de önemli bir avantaj sağlıyor. Özellikle dizüstü severleri sevindirecek bir yanı ise güç tüketiminin oldukça düşük olması, 9-15 Watt arası güç harcayan sabit disklerin yanında, 1 Watt tüketimli SSD’ler pil ömrünü de uzatmalarıyla tercih edebilirler. Kullanıcılar veri ömrünün ne kadar uzun olacağı konusunda çeşitli endişeler taşıyorlar, ancak bu konuda içiniz rahat olsun. Yaklaşık 750.000 saat hatasız çalışma ömrü biçilen sabit diskler, birkaç sene kullanabilmek için uygun olabilirler. SSD’ler bundan daha fazlasını yapıyor ve yaklaşık iki milyon saat hatasız çalıştırılabiliyor. Bu da sürekli kullanılamayan bir sistemde aşağı yukarı 10 yıl ömür anlamına geliyor.

Sonuç

Toplam 4 ürünün katıldığı teste RAID 0′lı sabit disk ve SSD testlerini de ekledik. Sabit disk testlerinin şampiyonu WD VelociRaptor, HDTach sonuçlarında performans açısından kimseye taviz vermediğini bir kez daha gösterdi. Ancak bu, SSD’lerin geleceğin hakimi olmayacakları anlamına gelmiyor. Üçüncü nesil SATA SSD’lerin daha da ileriye gideceği şimdiden belli. 32 MB’lık DRAM tampon belleğe sahip SSD’ler bu konuda pek yetenekli çıkmadılar. Endişe duyulan yazma hızında da OCZ’nin ürünleri SSD’lere güven verecek sonuçlar elde etti. PCMark Vantage testleri ise Intel RanDisk testlerine benziyor ve işletim sistemi açılışı, uygulama yükleme süreleri ve genel disk kullanımı açısından ipuçları veriyor. SSD’ler ciddi bir performans avantajı yakalamış durumdalar. Tek dezavantaj Windows Media Center testinde görülüyor. Bunun sebebi ise büyük boyutta medya dosyasının okunup yazılmasından kaynaklanıyor, diğer testler gibi ufak boyutlu dosyalar kullanılmıyor.

Şimdilik SSD’ler güç tüketiminin düşük olmasına gerek duyulan ve ufak boyuttaki verilerle çalışılan ortamlar için uygun. Eğer fiyat/performans peşindeyseniz, SSD’ler gerçekten çok pahalı. Ancak eninde sonunda bu fiyatlar herkesin erişebileceği rakamlara düşecek.

OCZ gibi performanslı seçeneklere yönelen üreticiler, dizüstü üreticilerininde yaygınlaşan kullanımıyla, daha kaliteli ve hesaplı ürünleri seçerek, geleceğe belirleme açısından ciddi bir adım atacaklar.

Anakartınız Kapris Yaparsa…

Filed Under (Donanım Haberleri) by admin on 12-08-2008

Tagged Under : , , , , ,

Sık sık bilgisayar toplayan ve devamlı parça değiştiren kullanıcılar olarak, devamlı yeni sorunlarla karşılaşıyor, bunlara çözüm ararken de saç baş yoluyoruz.

Eğer işiniz devamlı yeni bilgisayarlar kurmayı, farklı parçaları sisteminize takıp çıkarmayı gerektiyorsa, o zaman hep yeni teknik sorunlarla karşılaşma ihtimaliniz de yüksek demektir. Mesela bizler bu kullanıcı grubunun önde gelen üyelerindeniz, gerek testler için, gerek kendi kullanımımız için sık sık elimizde tornavidayla ter dökmek zorunda kalıyoruz. Gerçekte bir bilgisayar toplamak fiziksel açıdan pek zor ya da karmaşık bir iş değildir. Sonuçta neyin nereye takılacağı az çok bellidir. Ama gelin görün ki, iş sistemi çalıştırmaya gelince bin türlü olmadık teknik sorun karşınıza çıkabilir. İşin kötü tarafı, çoğu zaman bu sorunların sebeplerini ve çözümlerini bulmak pek kolay değildir.

İşte bu yüzden son zamanlarda karşılaştığımız bazı sorunları sizinle paylaşmak istedik. Bunlar gördüklerimizden sadece bazıları ve şüphesiz tüm soruların cevabı bu yazıda değil. Ancak okurken dikkatinizi çekecek olan bazı ana hususlar var ki, bunlar genel anlamda size yol gösterebilir.

Öncelikle şunu dikkate alın, genellikle tüm sistem parçalarını üzerinde topladığı için anakartında tüm sorunların kaynağı olduğu zamanlar vardır. Ancak bazen sorunun kaynağı hiç ummadığınız bir parça da olabilir.

Kayıp Hafıza

Bir arkadaş için yeni bir sistem toplamıştım. Cihaz öyle çok abartılı özelliklere sahip değildi, tek çekirdekli AMD İşlemci, 1 GB RAM modülü ve bir de GeForce 6800 ekran kartından ibaret, günlük kullanıma yönelik sıradan bir sistemdi. Cihazı topladıktan sonra test etmeye fırsat bulamadan arkadaşa teslim ettim ve işime döndüm. Akşam cihazı bağlayıp çalıştırmaya kalktığında bir türlü boot etmediğini söyleyerek beni aradığı zaman tabii ki test etmeden verdiğime pişman olmuştum ama yapacak Bir şey yoktu.

Kasayı getirdi ve bağlayıp çalıştırdık, tüm soğutucular tam güçle dönüyor ve ışıklar yanıyordu ancak ekranda hiçbir şey görünmüyordu. Tabii ki arkadaşım bu durumun ekran kartından kaynaklandığını düşünüyordu ve ben de ona hak verdim. Ancak ekran kartını kenarda duran eski bir yedekle değiştirip tekrar çalıştırdığımda durum değişmedi, yani sorun ekran kartında değildi. Sıkıntıyla kasanın sağına soluna bakarken, birden bire küçük bir detay gözüme çarptı. Ana hafıza modülünün takılı olduğu hafıza soketinin iki yanında birer tırnak bulunuyordu. Hafıza yerine tam oturduğunda bu tırnaklar tamamen kapanırdı. Oysa buradaki tırnaklardan biri çok hafif şekilde açık bir şekilde görünüyordu. Uzanıp parmağımla ittiğimde hafıza modülü hafif bir tıkırtıyla yerine oturdu ve sistem sorunsuz bir halde çalışır duruma geldi.

Benzer bir durum bir başka kasanın içini haftalık temizledikten geçirdikten sonra tekrar başıma geldi. Bu sefer ana işlemci üzerindeki soğutucuyu çıkarırken RAM modüllerini de sökmüş, sonra her şeyi tekrar bir araya getirmiştim. Tabii yine sistemi çalıştırdığımda ekranın boş olduğunu görünce, ilk yaptığım iş ekran kartının bağlantısını, sonra da RAM modüllerini kontrol etmek oldu. Bu kez her şey yerli yerine oturuyordu, ancak ilginçtir ki modülleri hafifçe oynatınca sorun yine çözüldü. Bu kez sorun modüllerin tam oturmaması değil, hafif eğri durarak temassızlık yapmasıydı.

Aslında her iki durumda da dikkat etmem gereken bir ortak husus vardı ki, bu beni sistemde sorunlu olan parçanın ekran kartı olmadığı yönünde çabucak uyarabilirdi. Bir bilgisayar üzerinde ekran kartı olmasa bile rahatlıkla açılabilir ve açılırken de ilk anda tam güçle dönen soğutucu fanlar kısa bir süre sonra yavaş devire düşerler. Oysa her iki örnekte de fanlar tam güçle dönmeye devam ediyordu ki, bu da sistemin hafıza bulamadığı için boot edemediğini gösteriyordu.

Bios Kaprisleri

Test merkezinde AMD’nin yeni 790FX yonga setini kullanan bir sistem kurmaya çalışırken yaşananlar gerçekten de aktarmaya değer, çünkü özellikle yeni teknolojilerin olgunlaşmak için süreye ihtiyaçları olduğu gerçeğini bir kez daha vurguluyor. Gigabyte MA790FX-DQ6 modeli yüksek seviye anakartın üzerine Phenom X4 9850 işlemci koyarak, AMD’nin bu yeni B3 revizyonu Phenom işlemcisini test etmeye niyetleniyorduk. Ancak akabinde yaşananlar saç yolduran cinstendi.

Cihaz sorunsuz boot ediyor gibi görünüyordu ancak Windows Vista kurulum CD’sini taktığımız andan itibaren aksiliklerin ardı arkası kesilmedi. Vista kurulumu çoğu zaman başlamıyordu. İşlem başlıyor gibi göründüğünde ve yeşil yükleme çubuğu ekrana geldiğinde bile, gerçekte sistem takılı kalıyor ve yükleme ekranı biz yeniden boot edene kadar ekranda sabit kalıyordu.

Bilmem uzun uzadıya anlatmaya gerek var mı, sistemde kurcalamadığımız, söküp takmadığımız parça kalmadı. Fakat değişen bir şey olmadı, sorun aynen devam ediyordu. Tam sinirden su kaynatmak üzereyken, sistemi ilk kez açarken gördüğümüz bir uyarı mesajını hatırladık : “ SATA controller is in IDE mode. Would you like to set it to AHCI?” Bu mesaj bize sabit disk kontrol arabiriminin IDE modunda olduğunu, AHCI moduna geçirmek isteyip istemediğimizi soruyordu. AHCI modu daha gelişmiş ve sabit disk performansını biraz daha artıran bir teknoloji, haliyle biz de bunu seçmiştik. Tabii ki kullandığımız sabit disk de bu modu destekliyordu. Ne var ki anlaşılan bu yeni anakartın BIOS’unda bir sorun vardı. Çünkü BIOS ayarlarına girip AHCI modunu IDE moduna çevirdiğimizde, yaşadığımız tüm sorunlar uçup gitti ve Vista sorunsuzca kurulup çalıştı!

Merak ediyorsanız söyleyeyim, sistem çalışır hale geldikten sonra dönüp AHCI modunu tekrar açtık, sırf merakımızdan! Ve evet, aynı sonsuz Vista yükleniyor penceresiyle yine karşılaştık! Şüphesiz bu sorun bir BIOS güncellemesi ile rahatlıkla aşılabilir, ancak bize döktürdüğü teri de kolay kolay unutacak değiliz!

Topraktan Toprağa

Bazen anakarttan kaynaklanıyormuş gibi görünen sorunların, gerçekte çok daha başka bir donanımdan kaynaklanıyor olabileceğini daha yazının en başında söylemiştik. Buna en iyi örneklerden biri de eski bir Antec P160 bilgisayar kasasıyla yaşadıklarımızdır. Bu kasa uzun zamandır test sistemlerimize yuva görevi görüyordu. İçinde sökülebilir bir anakart tepsisi vardı, ancak daha da önemlisi tamamen alüminyum olması hem soğutma, hem de taşıma konusunda büyük kolaylık sağlıyordu. Bu yüzden hayli yaşlanmasına rağmen emekliye ayırmaya gönlümüz el vermiyordu.

Derken bu kasaya yeni bir test sistemi kurmaya çalışırken, en olmadık hatalarla karşılaşmaya başladık. Intel’in yeni çıkardığı X48 yonga setine sahip bir Asus anakartı kullanıyorduk ve CMOS bozuk cinsinden hatalar dahil olmak üzere pek çok sorunla boğuşmak zorunda kaldık. En sonunda anakartın bozuk olduğuna hükmedip vazgeçtik, çünkü doğrusu aklımıza başka bir açıklama da gelmiyordu. Neden sonra aynı kasaya Gigabyte ürünü bir anakart kullandığımız farklı bir test sistemi kurmaya kalktık. Ancak yine, farklı türden ama aynı derecede kronik ve sinir bozucu sorunlarla boğuşmaktan, sistemi bir türlü çalışır hale getirmeye fırsat bulamadık! Bir ara çalışır durumdayken kasa oynatılınca, anakartın olduğu taraftaki yan panelin esnediği ve sistemin anında kapandığını gördük, işte o zaman problemin anakartlarda olmadığını fark ettik!

Zamanla fark ettik ki, uzun süre kullanılan ve sık sık açılıp kapanan kasalar, bir süre sonra topraklama sorunlarına sebep olmaya başlıyorlar. Bunun sebebini kesin olarak söylemek zor, büyük ihtimalle devamlı esneyen metal yüzeyler ve bağlantı noktaları bir zaman sonra kısa devrelere sebep olacak denli gevşiyorlar. Ancak şurası kesini içi sık kurcalanan ve fazla hareket ettirilen kasaların birkaç sene sonra emekliye ayrılması gerekebiliyor!

Çözülmemiş Gizem

B3 revizyon Phenom işlemcileri test etmeye çalışırken başımıza gelen bir başka olay daha varki, henüz sorunun gerçek kaynağını bulabilmiş değiliz. AMD Phenom X4 9850 işlemciyi test etmek için uygun bir anakart seçmeye çalışıyorduk ve 790 FX yonga setli modellere bakıyorduk. Ancak elimize bir fırsat geçti ve Asus’un Crosshair Formula 2 modelini kullanma fırsatı bulduk. Bu kart temelde 780a yonga seti kullanan, ancak kendi tümleşik grafik işlemcisi de bulunan, yüksek seviye bir ürün sayılıyor. Burada tümleşik grafik işlemcinin amacı Hybrid SLI teknolojisinin kullanılmasına imkan tanımaktır.

Ne varkı test sistemini kurduğumuz andan itibaren doğru düzgün çalıştırmamız mümkün olmamıştı. En olmadık hatalarla karşılaşıyorduk, çoğu zaman sistemi boot etmek bile mümkün olmuyordu. En sonunda vazgeçtik çünkü daha fazla uğraşacak zamanımız kalmamıştı. Halen neden sorun yaşadığımızı tam olarak bilemiyoruz, ancak geçen zamanla birlikte kafamızda belirgin bir şüphe de oluştu. Bu sorunların büyük ihtimalle bir BIOS güncellemesiyle çözüleceğini düşünüyoruz, böylece bu anakarta B3 revizyon işlemcileri düzgün tanıtmak mümkün olacaktır. Çünkü B3 revizyon işlemciler biz bu sorunu yaşarken çok yeniydiler ve AMD kurulacak test sistemlerinde Asus yerine MSI anakartların kullanılması için ısrar ediyordu. Bu da bizde Asus anakartların BIOS güncellemesine ihtiyaç duyduğu şüphesini uyandırdı. Yakın zamanda bu sorunun cevabını da bulmayı umuyoruz.

Giden Dönmez

Bazen sorun gerçekten de anakarttan kaynaklanır. Eğer iyi bir gününüzde değilseniz, o zaman bundan emin olmak için hayli ter dökmeniz gerekebilir. Ancak bazen de elinizdeki ürün sizi açıkça uyarabilir. Mesela Intel’in DX38BT modeliyle böyle bir tecrübe yaşadık. Anakart elimize geçtiğinde bunu genel bir test sistemi kurmak için kullanmaya karar verdik, sabit disk ve benzeri veri depolama birimlerinin testleri için kullanacaktık.

Nitekim sistemi kurduk, gücü verdik ve düğmeye bastık. İlk başta sistem gayet güzel açılıyor gibi göründe, hatta BIOS ekranına girmek için F2 tuşuna bile bastım. Ancak BIOS ekranını asla göremedik. Normalde görüntülenen açılış mesajları dizisinin sonuna doğru sistem bir müddet durakladı. Ve ardından da “Warning-something wrong with adapter!” şeklinde bir mesaj görüntüleyerek tamamen durdu. Eh, en azından hatalı olduğunu anlamak için uğraşmamız gerekmemişti!

Sözün Özü

Burada anlattıklarımız nispeten yakın zamanda başımızdan geçen olaylardan sadece birkaçıdır. Çoğu zaman sorunların çözülmesinde karşımıza çıkan en büyük engel kendi önyargılarımız oluyor diyebiliriz. Mesela sırf birileri ekran kartının bozuk olabileceğini ima ettiği için bunu böyle varsaymak büyük bir yanlıştır. Ne olursa olsun, şunu unutmamak gerekiyor, sorunların kaynağını ararken işe en temek unsurlardan başlamaktansa ve biraz da sabırlı olmakta fayda var. Yeni bir sistem kurarken genellikle tüm ciddi sorunlarla ilk 48 içinde karşılaşırsınız. Bundan sonra ya sistem tam anlamıyla oturacak, ya da tamamen ümitsiz vaka olduğunu su götürmez biçimde ispat edecektir. Ama tabii biz dergiye yazmak için test yaparken genellikle bu lükse sahip olamıyoruz, o da bizim mesleğin bir cilvesidir, elden Bir şey gelmez!